
şatâhat // Sümeyye Doğan
Anlaşılmak adına değil...
Zamanı geldiği için işledim yine aynı günahı. Günahıma, düşme izni verilmiş hiçkimseyi alet etmedim. Leke atmadım çamuruna kimsenin.
Zamanı geldi; asi geldim...
Benden öncekilere özendiğimden değil, içimden geldiği gibi hiç değil...
İçim gelmedi, içinden gelebileceklere de izin vermedi.
Kopya çekmedim hiç bir kitaptan. Düşüş provaları yapmadım düşmeden önce. Hep en güzel ben düştüm, en güzel ben doğrulamadım yine yerimden...
Cesur olamadım, muktedir asla... Bu nedenle “eğilin derûnunda“ denilmedi. Bilgilenme noktalarım delindiğinden derinleşti derûnum ve ben bu yüzden yine aynı günahı işledim; işte ben sadece bu yüzden zalim değil zallâm oldum, zalûm oldum...
..........
Ve eğer sarhoşluğumun sarhoşluğuyla söylediğim ipin üstünde kalmış bu sözlerime - yere düşmeden evvel - af emri çıkacak olursa, müsade alarak mahrem bir kalp yetiştirmek istiyorum...
Kağıttan toprak öğüterek yeni bir çamur kararsam, tüm hicablarımı yırtıp atabilirim. Çünkü ben kimsenin çamuruna bulaşmadım, kirletmedim hiçbirini... Zararım ancak kendime yetecek kadardı...
Vazgeçmişler için biten bu yolculuk benim için yeni başlıyor olamaz mı?!...
Beni Sen’den başkasıyla meşgul eden herşeyin bir perde olduğunu; Senin’le meşgul eden şeylerin de perde olmadığını geç de olsa anladım artık!
Zamanı geldi; ben de asi geldim... Şimdi yeni bir zaman gönder, ve: “Kalksın perdeler! Açık sahne oynamak istiyorum!”...
..........
Ve şimdi bana 4 beyaz kağıt lazım Allah’ım, bir tane de henüz üzeri karalanmamış bir ruh!... Şatâhatım af buyurulur mu acaba?...
Yalnızca arınabilmek adına...
Sümeyye Doğan
|