|
Kategori: Makale |
Yazan: Said Ercan |
Okunma Sayısı: 1080 |
04 Eylül 2008, Perşembe
HİLMİ YAVUZ, HAKAN ARSLANBENZER E-ŞAİR, E-DERGİ, E YANİ? “Hilmi yavuz seni arkadaşı olarak onayladı” böyle yazıyor facebook’ta ben daha canlı bir kere görmemişim Hilmi Yavuz’u nasıl olur? bal gibi de oldu bak artık arkadaşız. İnternet’i kullanan şairlerin bir sürü arkadaşı ve bir sürü okuru var artık,Hilmi Yavuz binlerce hayranına artık anlık ileti gönderebiliyor, kitaplarından haberdar edebiliyor. Hakan Arslanbenzer her ne kadar profiline “hakan arslanbenzer 98 tane arkadaşı olduğuna inanmıyor”(1) yazsa da durum böyle artık internet sayesinde herkesin çok arkadaşı, çok okuru, çok tanıyanı var. Hakan bey’in arkadaşlarından kaç tanesi, Fayrap’a abonedir kaç tanesi “dünyaya saldıran şair”i okumuştur bilmiyorum ama internet sayesinde tanınırlığı artmıştır. İnternet ve edebiyat ilişkisi yıllardır irdelenmeyi bekleyen bir konu ama bu konuda hala kayda değer bir sempozyum, çalışma, araştırma yapılmış değil. İnternet’in edebiyat’a, dergiciliğe getirisi götürüsü nedir bunlar tam anlamıyla bilinmiyor internet aleyhine ve alaycı bir uslupla “sanal şair”leri eleştiren yazılara ara sıra rastlıyoruz fakat bu yazılarda “kendi pozisyonu”nu korumaktan ileri gitmeyen açıklamalar olarak kalıyor. Kendine bir web sayfası edinenemiş teknolojisinin uzağında kalmış fakat bunu bir duruş gibi gösteren yazar şairlerden bahsediyorum. Sonuçta edebiyatçılardan internet hakkında henuz olumlu şeyler duyabilmiş değiliz internette arz-ı endam edenler bile onun edebiyata katkılarından bahsetmekten utanır bir vaziyete geldi. Kendi deyimi ile ilk kez internette şiir yayınlamış bir şair olan Dergah’da Yedi İklim’de Mor Taka ve daha bir çok edebiyat dergilerinde şiir ve yazıları yayınlanmış şimdilerde gerçek hayat’ta yazan biri olan Mustafa Burak Sezer bakın bu konuda neler diyor; “Sevdiğim, üstad kabul ettiğim birkaç değerli şair abimin de (nitekim yakınen tanıdığım çok şair yok) genellikle görüşü budur, yani İnternetin genç şairi yıprattığı, gelişimini ketlediği ve kesinlikle uzak durulması gerekilen bir fakülte olduğu bahsi. Bana da yazdığım birkaç dergide üstadlardan bu minvalde tavsiyeler geldi, internetten uzak durmam için. Şair abilerime saygı duymakla birlikte nazikçe bir rest çekiyorum bu mefkûreye. Kınayanlar çıkacaktır elbette. 97-99 gibi yıllar arasında bir-iki İslami dergide birkaç defa yayınladığım çocukluk şiirlerini saymazsak, ilk şiirimi İnternette yayınladım; iki binlerin başlangıcıdır. Sayha.com’da İntizar şiirimi yayınlamışlardı, ülke dışındaydım o zaman, (hale öyleyim) koşup arkadaşlara haber vermiştim şiirimi yayınladılar diye. İlk kez yayınlayanlar bilir bu coşkuyu”(1) Mustafa Burak “kınayanlar çıkacaktır elbette” diyor maalesef öyle sağlıklı bir internet eleştirisi yapılamıyor. İnternet’ tükaka ediledursun internette ilk defa ürünlerini vermiş sanala ilk kez şiir asmış “çocuklar” matbu dergilerin artık vazgeçilmezi arasına girmeye başladı bile, ister kabul edelim ister etmeyelim internet önce göz aşinalığı yapıyor bir çok sanal ortamda yazan şair ve yazar adayları edebiyat yazılarına bir tıkla ulaşabiliyorlar sonra gündemi çok iyi takip ediyorlar hemen hemen her derginin sayfasından yada o matbu dergide ürünü yayınlanan şairlerin sayfasından gündemi takip ediyorlar, Mustafa Burak Sezer’in bu konudaki yorumu da şöyle ; Evet internette çok kötü edebiyat yapan, meşhur olmak için takla atan bir sürü site ve isim var, doğru. Ama iyi edebiyat yapan, site ve isimlerde var. Sırf yazdıklarını ilk kez internet ortamlarında yayınlamaya başlayan daha sonra girdikleri polemiklerle pişen, acı çektikçe acıya bağışıklık kazanan, (bakın mesala dergiler arasında cereyan eden polemiklerden daha fazlasını internette icra edebilir ve izleyiciye daha kısa zamanda ulaşabilirsiniz; aylarca beklemeniz gerekmiyor diğer derginin gelecek cevabını) kendi üslup ve zevklerine göre izledikleri şair, edip, yazar vesair kişilerden kaptıkları mime sislerle, sonra oluşmaya başlayan kendi üsluplarıyla, kısaca zamanla bunların bir edebiyat mefkûresi oluştu ve şimdi sadece benim izlediğim bir çok isim sağ-sol-muhafazakâr dergilere her ay eser çıkarıyor.”(2) Yeni Şafak yazarı Melih Bayram Dede internet yayıncılığının öncülerinden, bakın bu konuda ne diyor; internet yayıncılığının üzerine konuşulacak birden fazla sorunu var. İnternette yayıncılık yapan (konumuz itibariyle elektronik edebiyat dergileri/portal’lerini kastediyoruz) sitelerin bir çoğuna baktığımızda maalesef, metinlerin enteraktiflik adı altında bir yayın kurulu ya da editörün denetiminden geçmeden yayınlandığı, editör denetiminden geçiyorsa bile basılı yayınların ciddiyetiyle orantılı bir nitelik elemesinden geçmediğini gözlemlemekteyiz” (3)
İnternet yayıncılığının olumlu yanları ortaya koyulurken olumsuz da koyulmalı ve çözüm oluşturulmalı diyorum. Zemheri Edebiyat 4. sayısında şair Mustafa Akar ile yaptığımız söyleşiden bir bölüm buraya alıyorum.: --Genç şairlere tavsiyeleriniz nelerdir? İnternet şairleri diye bir şey doğdu. İnternete şiir asan birini şairlik geleceği var mıdır? Tabii artık matbuat azalıyor gibi. İnternette şiir yayınlama olgusu bana uzak geliyor, İşin bir kere emeği yok. Cemal Süreya diyor ya; “edebiyatın kalbi dergilerdir”. İnternet ve dergi garip geliyor, yazıyorsun şiirini bir anda orda görünüyor. Ve milyonlarca kayıp metnin arasına seninki de giriyor.- --Şairle okur arasındaki bağ dergidir bunun matbu olması internette olması çok önemli mi? sonuçta sizde onu yazdığınız zaman okura kısa yoldan ulaştırıyorsunuz. Ama bir ortam kurulmuyor. Dergi bir ekoldür, ortamın göstergesidir. --Yani okul gibi mi?Evet. Okuldur, Ekoldür -Kolaycılık edebiyata zarar veriyor demek mi istiyorsunuz? Tabiî ki, forumlarda tartışılan edebiyattan nereye varacağız Ben bir sürü foruma mail gruplarına girip çıktım.Yazarların kendi arasındaki grupları bilirim isim vermeyeyim şimdi. Oradaki tartışmalar, gerginlikler, dergilerin sona ermesi, birbiri ardına sıralanan küfürler. -Haya perdesini kaldırıyor mu?Ben o gruplara çok şey yazmadım. Bugün 2000li yılların şairleri “Kırklar”dan “Dergah” dan“Atlılar”dan ve diğer dergilerden huruç etmiştir. Koca bir 90 kuşağı Dergah’tan ortaya çıkmıştır mesela. Edebiyatı dergilerden bağımsız görürsek kuşaklar ortadan kalkar. Kuşaklar ortadan kalkarsa ortaya bir sürü zıpır şair çıkar, ben Alper’in, İsmail’in yeni bir şiirini gördüğüm zaman bu benim tekrar şiire bulaşmamı sağlıyor. Ben şiir yazmamak üzerine yazan biriyim ama onları görünce de üretkenlik bana bulaşıyor. Dolayısıyla edebiyat dergisi anlamında internet ortamı bu olguyu belki öldürmüyor ama sönükleştiriyor. Geçenlerde İsmail Kılıçarslan bir şiir yayınladı bir internet sitesinde, siteye üye olan bazı insanlar çıktılar bir sürü saçma sapan laflar ettiler. Ardından bu adam siteden ayrıldı ve ayrılış sebebini açıklayan bir yazı yazdı.Orda o şiirle ilgili yorumları yapan insanlara baktığımız zaman o insanlar acaba gerçekten şiirle ilgileniyorlar mı? Şiir hakkında söz söylemeye müstehaklar mı? Yani her genç şair, şiire okuma veya yazma anlamında bulaşmış her insan, baktığımızda şiir hakkında bir sürü laf söylüyor. Bugün Cahit Koytak’ın acaba şiir hakkında bir tane makalesini okuduk mu? Bir veya iki tanedir o da röportajlarda çok fazla bulamazsınız. Yani gerçek şairler bile konuşmazken şiir hakkında konuşan oradaki bir kaç isme n’oluyor ben bunu düşünüyorum(4) İşin bir bu yönü var internet edebiyat’ına kızan internet’te şair olmaya çalışanları ti’ye alan İsimler siz maalesef matbu dergi çıkardığınızda da sizi pek kale almıyorlar bunun canlı örneği de benim sanırım. 2005 yılında otuzuncu harf dergisini çıkardığımızda hemen hemen bütün şairlere ulaştırdık. Zaman Gazatesi kültür-sanat editörü Ali Çolak’a, Türkiye Gazetesi kültür-sanat editörü Özcan Ünlü’ye, sonra Milli Gazete’den şair İbrahim Tenekeci’ye biz kendi ellerimizle götürdük daha bir sürü şair hiç kimse iyi yada kötü bir yorum yapmadı dönüş yapmadı, biz “kötü olmuş” lafına bile razıydık resmen görmemezlikten gelindi solda bir antolojiye girdi o dergi o kadar. Matbuda durum buyken sanalda dergi çıkaranlar hakkında da çok ağır eleştiriler yapılmaya devam ediliyor. İbrahim Tenekeci de sanala mesafeli olan şairlerdendi ama bakın son dönemlerdeki bir köşe yazısında neler diyor ; Yayıncılık sektörünün önemli bir kısmı internet ortamına kaydı, kayıyor.Milyonlarca lira masraf edilerek onlarca insanın hazırladığı gazeteler elli bin satmazken, birkaç çalışanı olan internet siteleri yüz binin üzerinde okuyucu bulabiliyor. Hatta bir-iki gencin kurduğu amatör bir site bile, ciddi bir okuyucu sayısına ulaşabiliyor. Kitap bahsi de böyle. İş yoğunluğu gibi sebeplerden dolayı bazı insanlar kitapçılara gitmiyor, kitap sitelerine girip alış veriş yapıyor. Görünen o ki, bu tablo, internet lehine daha da değişeceğe benziyor”(5)
03/09/2008 Tarihli zaman gazetesi haberine gore ingiltere’de 168 roman içeren e-kitap piyasaya sürülmüş ve pelikan yayınevi editörleri e-kitap sayısının 2010 ondan basılı kitapların %1’ini oluşturacağını öngörüyorlarmış. Şimdi internet kaçınılmaz gerçek ve burada alanlar oluşuyor edebiyat alanında meydanı eleştirdiğimiz kalitesiz insanlar alırsa, biz yıllar sonra iş işten geçince bu alana taşınmaya başlayınca maalesef hep olduğu gibi periferi durumunda kalmaya devam edeceğiz. Bugün kitap satış siteleri yüzlerce oldu ve bunlar yüzbinlerce kitap satıyorlar yarın e-kitap yaygınlaştığında e-kitap müşterileri sanaldan alışık oldukları isimleri tercih etmekte tereddüt etmeyeceklerdir. Başka çarpıcı örnek ismetozel.org sitesi bakın ismet Özel yıllar once Üç Mesele kitabında teknikle ilgili ne söylüyor ; Tekniğe kendi anlamını kavramadan yanaşmak, onun tuzağına düşmek demektir. Yani teknoloji sanıldığı kadar masum değildir. Siz onu kişiliksiz görüp gönüllü olarak çarkına kapıldınız mı? varacağınız nokta pek iç acıcı olmayacaktır. Bırakınız tekniğin şimdi sahip olduğu özelliklerle islami topluma hizmet etmesi, o kendi mantığını Kabul eden küfür düzenine de huzur getirmekten uzaktır. Teknik ne idüğü yeniden sarahatla anlaşılması gereken bir olaydır. Onu anlamak mümkün olmadan ne ona sahip olabiliriz ne de karşı durabiliriz.” (6) Yıllar once böyle diyen Türk Şiiri’nin en çok konuşulan takip edilinen şairlerinden olan ismet Özel teknik’in ne idüğü’nü anladıktan sonra kendi resmi sitesinde son şiirlerini yayınlamaya başladı ve bugün şair siteleri içinde en çok “tık”lanan sayfa olarak gelecek ve şimdi ki kuşak ile bağını kurdu. Son söz olarak internet bağımsız söz söylemenin yegane alanlarından birisi ve internette üretilen edebiyatı küçümsemeden denetimli yayın kurulu olan işlevsel e-dergilerle burada ki edebiyatseverlere öncülük etmek sanala şiir asan binlerce genci başıboşluktan kurtarmak için hiç vakit geçirmeden “otorite” şairler yazarlar internet ile aralarını düzeltmelidirler. Birilerini sanala bulaşmış diye yaftalamak yerine sanalda ya da matbuda insanların özünde cevheri aramak yolunda öncü isimlere büyük görevler düşüyor. 1) Facebook.com ara: Hakan Arslanbenzer 2) Cemaat.com 3) Hece 96. Sayı 4) Zemheri Edebiyat Sayı : 4 5) 07/08/2008 tarihli Milli Gazete 6) Üç Mesele İsmet Özel 7) Said Ercan: Kirlenen Şiir Algısı ve Şairin Özgürlüğü
|