nezir
[ 18 Şubat 2009, Çarşamba ]
(..aşkın bugün iç kanama günü olmalı matilda..sen /yalan!/ dedin diye mi kanadıydı kalbi/n/?!..yen içinde o kolun kırık oluşu da bu yüzden miydi?!.aşkın bir başka dili daha olmalıydı oysa!.yalan değildi, hiç değildi inan, benden duyduğun şu sesler yalan!..matilda, kapıları/nı/ şöyle kapadığında sen, toz ve kül olmalıydı bende senden kalan ihtimâl..belki bu yüzden dokunmalıydın son kez, kelimelere ve şiire, savurmak için göğüme, gideceksen de öyle gitmeliydin..bittiğinde şu şarkı zamansız, şu şiir bittiğinde, içimde yine o ada, hani “dört bir yanı aşk olan toprak” diye geçen sözlüğüne yalnızlığın ve ıssızlıkla aynı satıra.. “kim bilir ne güzel ağlardın sen?” derken ben sana ve “kim bilir ne güzel ağlanırdı seninle?!” de..zaman matilda, zaman!..bazen susmaktı zaman, belki bazen kanamak..sessiz ve direnmesiz, ölü bir yaprak sarısı olup, dümdüz ve boylu boyunca, belki uzanmak ara ara ve bir yağmur sonrası, uzanmak, meleklerin çizdiği o gökkuşağına..zaman dediğin /gitmek/ gelmeliydi demek akla!.ve düşerken şiire, şarkıya aşka dair kelimelerin şu son cemresi, karartan geceleri../unutmalıyım!/ diyordun..unutmalıyım artık şarkıyı ve şiiri..oysa kalbim şöyle kanarken benim, ölmeyecekti, korkma şiirinle, şarkınla aşkınla!.Dökseydin bir ismin ardından kalan ne varsa şu birikmişlerini. Suskundun..nicedir suskundun..biliyorsun, sen sustuğunda ben…sen sustuğunda ben ne isyanlar büyütüyorum!.içimde kaçak bir rüyâ, rüyâda sen; “bir tel düşse saçından şuraya, yahut bir mahzun bakış gözlerinden, hele versen adını bana, sanki isyan çıkacak, kayıtsız bir idamın fezlekesine. gidiyorsun ya artık şu şiirden, şimdi tüm zamanların adı /hüzün/, şimdi türküler hep gurbet ve şarkıların makamı hep hüzzam. Yanıltmaz, bil ki yanıltmaz, pusulası intihâr etmiş gemiler..aşktan gayrı ne varsa yakmadan ve bakir bir yalnızlıktan, dönemez limanlara yağmalanmadan..şu son seferinde şu gemiden arta sana kalan safir bir /yalnızlık/..son bir kez çıksan güvertesine aşkın ve rüzgârına şu açık denizlerin/in/, sen, asılıp dizginlerine kanatırcasına son bir güç, gözlerine ürkek bakıp son bir kez, şu kızıldoru safkan şiirin, tutuştursan mısralarını, elbet üşümeyecekti elbet kalbin.. son bir türkümdün ki içinde adın; /tut elimden yâr, yar başından al/. eğer böyle gidersen, bakmadan aynalara ve kırmadan, tutmam gerek gözyaşımı gözpınarlarımda..sensiz ağlayamam ben matilda, sensiz ağlayamam!.git/me/).. ..
yüreğinize sağlık,kaleminize varlık... çok güzel bi çalışma.ama o kadar yoğun ki adeta zihinleri yürekleri bombardımana tutuyor.taşımakta zorlanıyor yürek, akıcılığı da sağladığınızda çok güzel çalışmalar çıkaracaksınız sinenizin hayallerinizin derinliğinden...başarılar...
GÖÇEBE
[ 10 Eylül 2008, Çarşamba ]
“Bu bitmez gece eritirken mum alevi sevdamı… Göçmen kuşlar bile terk etmişken bu yorgun semaları… Ben niye mahpus bu kahkahası dökülmüş prangalara?”
hepsi güzeldi ama burası ayrı bir güzel...
yüreğinize sağlık efendim...:)
1.
|