|
Kategori: Öykü |
Yazan: Ersan Er |
Okunma Sayısı: 438 |
01 Eylül 2008, Pazartesi
YAKA Yağmur yağdı. Yağdı yağmur. Yağmur yağdı. Ve yağdı yağmur. Şehir çok uzaklarda kalmıştı artık. Yaşlı kadın uykuya yelken açalı henüz olmuştu. Uzaklarda şimşekler çakıyordu. Yürüdü yoldaki adam. Yere tükürdü çok daha uzaktaki fahişe. Ellerini ovuşturdu. Loto çekilişini seyretti yanında durduğu vitrinin arkasındaki televizyondan. Şanslı numaralar büyük puntoda yazılırken. Annenin çığlıkları yükseldi. Müjğan eve gel yağmur başladı. Müjğan yoktu sokakta. Aslında hiç olmamıştı. Bunu bilenler kayıtsız kaldı olup bitecek olana. Ve bilmeyenler kısa bakışlarla Müjğan aradı gözleriyle. Oysaki hepimizin gözünün hemen önündeydi Müjğan... Müjğan evden ayrılalı dört yıl oluyordu. Büyük bir yıldız olabilirdi. Evinde yoksul hayata daha fazla katlanamazdı. Güzelliğini pudralardan başkalarda bilmeliydi. Punto punto diyordu çocuk. Sokağın ortasında. Punto punto. Bir zafer şarkısı gibi punto punto. Manşetler çok başarılı müjganlardan bahsediyordu punto punto... Yağmur yağdı. Radyoda hüzünlü bir şarkı. Yağmur yağdı. Sokakta tek başına bir adam. Yağmur yağdı. Radyoda şarkı bitti. Yağmur yağdı. Şarkı başladı radyoda. Islak ve soğuk bir havada bir adam sokakta yapayalnız yürüyorken radyoda hüzünlü bir şarkı yerini daha hüzünlü bir şarkıya bıraktı. Adam kapıya vurdu. Yağmur yağdı. Mum titredi. Adam kapıya yine vurdu. Yağmur yağdı. Mum yanıyordu. Kadın göründüğünde kapının ardından adam kapıya iki kere vurmuşken odanın içinde mum titreyerek yanıyordu ve dışarıda yağan yağmura rağmen pencereden kadınla göz göze geldi çocuk. Çocuk güldü. Yağmur yağdı. Şarkı bitti. Yağmur yağdı. Çocuk baktı. Kadın baktı. Haberler başladı. Yağmur yağdı. Mum bitti. Oda karanlık. Karanlık odada çocuk, kadınla göz göze gelince güldü ister istemez radyoda başlayan haberler pek sevindirici olmasa da... Adam arkasına baktı. Yağmur yağdı. Kapı kapandı. Yağmur yağdı. Kapı açıldı. Kapı kapandı. Caddedeki lambada kırmızı söndü. Yağmur yağdı. Yeşil yandı. Hiçbir araba geçmedi. Çünkü saat bir hayli geçmişti. Bu geç saatte çocuk yağmuru izliyordu ve kadınla neden yüz yüze geldiğini adamın yağmura inat ürkek adımlarını anlamaya çalışıyordu. Adam yürümüyordu. Yağmur yağdı. Adam durdu. Yağmur yağıyordu. Dumanlar çıkıyordu bacalardan. Bacaklarını tekrar açtı adam. Yağmur yağdı ve adam yürüdü. Çocuk uyudu. Yeşil adam yürümeyi bırakarak kırmızı adamla Kırmızı adam: Hey duyuyor musun beni? Yeşil adam: Bana mı seslendin? Ka: Evet, evet. Zannedersem çocukta uyudu. Kimse kalmadı bizden başka Ya: Of neyse, bugün de bitti. Ne yorucuydu. Durmadan yürüyorum. Ka: Ya benimkisi öylece dikiliyorum Ya: Benim gibi yürüseydin ne olacaktı? Acaba günde kaç km yürüyorum? Ka: Ama durmak daha zor. Asker gibi nöbet bekliyorum. Ne için; medeni olsunlar diye... Ya: Sence ben kaç km yürümüşümdür? Ka: Hesaplanabilir ama şimdi uğraşamam doğrusu... Ya: Sen ve benden başkası olmadığına emin misin? Ka: Evet eminim. Yağmur da iyici azıttı ha. Ya: Neyse ki kafamızda şapka var. Ka: Bütün gün bize bakıyorlar ama aralarından hiç biri düşünmüş müdür bizim Konuştuğumuzu? Ya: Hayır, en ufacık bir şüphesi olanı deli diye tıkarlar içeriye Ka: Seninkine bak sanki sana sesleniyor Ya: Dostum boş versene. Sen ne zevk alıyorsun benimle kafa bulmaktan Ka: İstersen gezelim biraz Ya: Olabilir tabii. Ama nereye gideceğiz? Ka: Ama gelen birileri olur diye tereddüt ediyorum Ya: Meraklanma bu saatten sonra kimse gelmez Ka: İyi hadi çıkalım biraz, turlayalım Ya: Hey dur bir dakika. Birileri geliyor. Ka: Hey bu iş çıkışında mağazanın önünde bekleyen kız değil mi? Ya: Evet o Yine aynı yere geldi. Durdu. Yağmur yağıyordu. Bekledi. Yağmur yağıyordu. Ağlamaya başladı. Yağmur yağıyordu. Bir gölge belirdi. Gelen polisti. Yağmur yağıyordu. Polis kızı umursamadı. Yolun tam karşısında oğlan binlerce hayalle kıza bakıyordu. Sevgilisi kim diye o merak ederken sessizce kayboldu. Kızın buluşacağı sevgilisi nasıl bir şeydir diye düşünürken oğlan, kızın bindiği otobüsün arkasından giden arabada gençler yasaklı bir şarkıcıdan yakamoz şarkısını dinliyordu.
|