|
Kategori: Makale |
Yazan: Tarık Saydıran |
Okunma Sayısı: 298 |
08 Kasım 2008, Cumartesi

SANSÜRLÜ YAZI Değiştirebilirsiniz isminizi mahkeme kararıyla ve boşanabilirsiniz eşinizden aynı yöntemle. Saçlarınızı uzatabilir, sakallarınızı kesmeyebilirsiniz. Peki, fikirlerinizi ne saklayacak, parmak izleriniz sizi elbet bir gün ele vermeyecek mi? Ya gözleriniz, yoksa bakışlarınızı bu yüzden mi kaçırıyorsunuz etraftan? Korkmayın kimseye anlatmam tüm bunları. Ama ya geçmişiniz… Tinerle mi, pahalı temizleyicilerle mi kazıyacaksınız onları zihninizden. Yoksa hiçbirinden gocunmuyor musunuz? Ne yazık! Oysa ellerinizdeki ve kıyafetlerinizin eteklerindeki göremediğiniz kan lekeleri, masum yüzünüzü ele veriyor. Ne talihsizlik değil mi? Temizlendiğini düşünmüştünüz. Uzun parmaklarınızla nasılda uzanmıştınız diplerine; hatırladınız mı? Sakıncalı görüyorum aslında bu satırları. Acaba belli bir yaş sınırlaması mı koyulmalı bu sayfaya? * * * Ellerinde neşterlerle ilk olarak küçük bebeğin önceden işaretlenmiş ciğerlerine uzandılar. Acımasızca kesip aldılar bebeğin tertemiz ciğerlerini yerinden. Geriye içi boş göğüs kafesi ve birkaç organı daha kaldı. İlk değildi bu küçük yavru. Daha binlercesi vardı onun gibi. Bu kanlı neşterin yarattığı göçük, son da olmayacaktı üstelik. Yıkamadılar kanlarını ellerinin. İhtiyaç duymuyorlardı buna. Utanılacak bir suç da işlememişlerdi. Vicdanları rahat, uykuları derindi. Birazdan oturacak ve sıradaki hedefi tespit edeceklerdi. Muhtemelen öncekilerden farklı olmayacaktı. Ve kullanacakları yöntem de önceden denenmiş, önceden tecrübe edilmiş yöntemlerden biri olacaktı. Belki yukarıda anlattığım bu klasik yöntemle, belki de yaratıcılıklarının ürünü olan ve henüz kokuşmamış, acımasız, bambaşka bir yöntemle. Kim bilir, belki pahalı koltuklarından bu kez hiç kalkmayacak, yerlerini bu işi en az onlar kadar iyi ve kusursuz yapabilecek yeni birilerini bulacaklardı. Saçlarını henüz uzatıp, sakallarını da iki yıldır kesmeyen birinin fikri damarlarda ahenk ve yılmadan akıp giden kanları donduracak gibiydi. “Hedef neden sadece bebekler? Birazda ebeveynlerle uğraşalım. Onların kanlarını emelim ve ciğerlerini sökelim.” Şahane bir fikirdi, isimlerini mahkeme kararıyla değiştiren yüzlerde bu. Ve ellerine bu kez variller dolusu benzin ve kartonlar dolusu kibrit aldılar. Can yakmaya o kadar çok ihtiyaçları vardı ki; ataları saydıkları Kont Drakula, ancak onlar kadar acımasız, ancak onlar kadar aç olabilirdi. * * * Ve bu yaz; yani her yaz olduğu gibi bu yaz da boş durmadı vampirler. Ellerinde sayısız neşterle ufak hamlelerle binlerce hektarlık alanı daha kül ettiler. Geriye tozlu rafların gökyüzünde çekilmiş fotoğraflarıyla, itfaiyecilerin çaresiz bakışları kaldı. Yandığı halde, kül rengiyle dimdik ayakta duruyordu ulu çamlar. Ve etraflarında yanmamış birkaç yeşil ot kalmıştı. Ama bu yeşillik, bu kül renginde çok garip duruyor ve bu talihsiz sona yakışmıyordu. Birileri neşterini vurmayı unutmuştu galiba bu yeşil iklime. Ya da birileri parmak aralarına kadar kül olmuştu bu, ten ikliminde Tarık Sadıran / Zemheri Edebiyat 6. Sayı
|