|
Kategori: Şiir |
Yazan: Adnan Taş |
Okunma Sayısı: 367 |
04 Kasım 2008, Salı

Akortsuz Hayaller Uslandı şu fahişe, destursuz rüzgâr Artık üşümüyorum ama ısınmıyorum da Bir kaçış gerek bana, Arkamda bıraktığım yollar silinmeli moloz haritalardan. Her gidildiğinde, hiç gidilmemiş yollar Saklanamayan anılar ve pek az dinlenilen arya Sensizlik, soyulmuş bir ev, boş bir koridor Uzun daha uzun atlamam gerekirdi bu uçurumdan… Baktığımda kırılan aynalardayım Yaşanmamış mekânlardayım Geç kaldım son vapura Geç kaldım son vuslatına ölümün. Günahkâr kuşların dilindeyim Konuş benimle, ört bas et sevgisizliği Asılacak insanın son sözündeyim Yerine getir son dileğimi… Yanlış bir yolda ve yırtılmış gökyüzünün çıldırmış yağmurunda Kaybolmadan, çorapsız ve terliksiz sana koşmak Dağlar, suratıma bir tokat at! Kendime getir beni, altından çıkamam bunca şeyin… Tedarikini sakladım meçhul kaçışlarımın Oyunlar oynamak istiyorum çocuk yaşlarımla Umudu ihmal etmeden, aşk sandığım kasvete Ketum şiirler yazıyorum, sözcüklerim sıkıldı benden… Bir gizi vardı yaşamın belki de hala… Kaçak düşlere inanırım, şehla düşlere Uzayıp gidiyor zulam, yetişemiyorum Akortsuz hayaller köprüsünde ürküyorum Yüksek daha yükseğe uzuyor bu geçit Bir kenti, bırakıp gitmek şeytani uçurtmalarla Baş koymaz rüzgâra, hep takılırdı sevdalara Oysa martılara benzetirdim ben onları… Bir aslan sofrasında yaralı bir geyikti hayaller Kana susamış, gözleri şahin, akordu pençelenmiş Mutlu olacak, Leylalı aşklar sürecektik son rüyada Ay’la kararmayacaktı en uzun gecemiz Dağlara ısmarlayacaktık en güzel türküyü Gamzemde kifayetsiz kalmayacaktı son tılsım Paralanmayacak, kozasına çekilmeyecekti uçurtma şiirleri Yorgunum şimdi, belki başka bir gün, başka uçurtmalar yaparım… Adnan TAŞ / Zemheri Edebiyat 6. Sayı
|